DB JUNK'ta kullanılan fotoğraflar ve içerik izinsiz yayınlanamaz...

5.03.2012

Milano'da Zeynep Erdoğan'ın koleksiyonundan mini çekim...

MFW dönemi sevgili Zeynep Erdoğan'da Milano'daydı. İlk geldiğim gün hemen onunla Cova'da bir kahve içmek üzere buluştuk. Çok keyifli buluşmamızda önümüzdeki günlerde güç birliği yaparak neler geliştirebileceğimiz de gündemimizdeydi. Zeynep Dolce Gabbana'nın yeni tasarımcıları desteklediği multi-brand mağazası Spiga2 için gelmişti. Zeynep, Spiga2'de ürünleri satılan Arzu Kaprol ile birlikte 2 Türk tasarımcıdan biri. Bu arada zaman bulabilirsek yanında getirdiği gelecek Kış sezonu koleksiyonu ile çekim yapalım dedik. Ancak 3 günlük seyahatimiz yoğun geçtiği için ancak bir elbiseyi çekebildim. Şansımıza Milano'da şahane bir bahar havası vardı ve hiç üşümeden otelin sokağında ortalık kalabalık olmadan sabah saatlerinde sizler için bu elbiseyi çekebildim. Tabi Haluk'u da ikna etmek gerekti. Kahvaltı öncesi bir ölçek Zeynep Erdoğan:)
Bu arada yukarıdaki surat ifadem otelden çıkabilecek biri bizi görmeden çekimi yapalımla ilgili:P Gülümseyerek fotoğraf vermeye çalışırken dişlerimin arasından da 'Hadi çaktırmadan çekelim hemen' diyorum:). Otelin tam karşısında demir parmaklıkların önü ışık alan bir alan olduğu için aşağıdaki gölge sayılabilecek karelerden daha canlı renkte çıkabildi. Elbisenin orjinal rengi üstteki fotoğraftaki gibi...
 Zeynep Erdoğan koleksiyonu Spiga2 de...
Spiga2'de dünyadan pekçok yeni tasarımcının ürünlerini görebilmek mümkün...
 Zeynep Erdoğan tasarımlarının hemen yanında Arzu Kaprol standı yer alıyor.
 Milano'da çekemediklerimizi eve döndüğümüzde Beg modelliğinde sizler için çektik...
 Tabi Beg'in bedeni giysiler için bir beden ince ancak koleksiyona farklı bir mod verebiliyor.
Fotoğraflar Deniz Berdan

3.03.2012

Bir ne giydim postu daha bu defa gelecek Kış sezonundan...

Bu defa sevgilimin ne giydiğini de koydum:)
 Elbise ve ceket DB Kış 2012-13 Koleksiyonumuzdan:) 
Pek çoğumuz tıpkı çocuklarımız gibi eşimizin erkek arkadaşımızın giysilerini seçeriz. Bende Haluk'un gelmesine bile gerek kalmadan tam bedenini ve zevkini bilir onu alışveriş derdinden kurtarırım. Eve gelince kol paça provasını yapar ölçüsünü alır terziye gönderirim. Bana keyif ona sıkıntı olabiliyor bir noktadan sonra. Haluk'un üzerindeki ceket Harvey Nichols'dan Alexander Mcqueen, gömlek Hugo Boss, postallar Prada. Bu arada gerçekten de Harvey'de öyle bir indirim vardı ki abartmıyorum neredeyse kasada Topshop fiyatına çıkabiliyorsunuz.
Topshop pantolonun kumaşı nefis gerçekten, baylar kaçırmasın derim, Kızlarda erkek arkadaşlarına, kocalarına babalarına...
Şahane ceketiyle yakışıklıydı sevgilim:) Bir de sigarayı bırakabilse!..
Bu seyahati biz aslında Beg ile planlamıştık. Hedef NY, Londra, Paris defilelerini izlemek gelecek yıl kendi şovumuz için de farklı tecrübeler edinmekti. -Bu arada bu bilgiyi daha sonra paylaşacağım, şimdilik yurtdışı pazarı için hazırlanıyoruz diyebilirim:)- Ancak Honeyciğimin çok önce alışveriş yaptığımız marketimiz Macro'dan Money Card ile alışveriş yaparken doldurduğu çekiliş formuna iki ay önce siz 6. yedektesiniz telefonu geldiğinde, 'ohooo bize sıra gelene kadar' demiştik. Biz yine Beg'le otel uçak vs rezervasyonlarımızı yapmıştık. Hem o seyahat Paris içindi. Fransızlarla Türkiye ilişkileri krize girince program değişmiş ve Milano'ya dönmüş. Üstelikde 6. yedek bize kadar gelmiş sıra:) Bana hayatta amorti bile çıkmaz ama Haluk sağolsun. Money Card gerçekten de en iyi otelde yer yapmış ve Business uçuruyor filan, tabi anında Beg'i sattık:) Yok ama üzülmedi çünkü biz de uzun süredir çocuksuz başbaşa tatil yapamıyorduk. Nereye gitsek çocuklarla filan, arada başbaşa şahane oluyor onu hatırladık Money Card sayesinde:)

MFW ne giydim...

Bir süredir ne giydim postları yapamıyordum. Bunun başlıca sebebi çekebilecek birini bulamayışım, tabi atölye işlerinden vakit bulamamak da var ama en çok da doğrusu kendimi çekmeye üşeniyor olmamdı:P Sizden gelen istek ve hatırlatmaların motivasyonuyla çektim birşeyler:)
MFW seyahati ilk günü otele gelip yolculuk giysilerinden kurtulup hafiften havaya girelim dedik. Üzerimdeki ceket Kış 2011 koleksiyonumuzdan çok sevdiğim bir parça. Bu ceketlerin astragan baskılı ve antrasit renkte tüylü dokuda olanlarını limitli sayıda üretmiştik. Bu sezon Harvey Nichols'da satıldılar. İki alternatifte modeli dışında çok özellikli  kumaşlardan üretilmişlerdi ve ne yazık ki devamları yoktu. Onlar kadar gösterişli olmasada bu ceket modelinin bele oturup, hafiften elbise havasında olmasını çok seviyorum. Hermes çantayı koluma takmayı veya elimde taşımayı hiç sevmiyorum. Geçmişte Haluk'un hediyesi olması nedeniyle severek kullandığım çanta seyahatte içine çok şey alması ile -ancak bu şekilde taşıma şartıyla kullanışlı olabiliyor- çok işime yarıyor. Yoksa elde koca valiz havasında dolaşmak hiç de pratik değil.
Sezon trendlerden sevdiğim transparan etkisini kullanabilmek adına ceketlerin veya mini elbiselerin içine giydiğim Fransız dantelinden elbise isteğe bağlı body ve taytla da iyi bir alternatif olabiliyor. Deri görünümlü taytlardan hemen heryerde bulabilmeniz mümkün. Ben daha çok yüksek belli olanlarını tercih ediyorum.
Ayna/metal parçalarının birleşiminden oluşmuş gibi duran kolye Topshop. Son gittiğimde Topshop'tan 3 harika kolye aldım. Her biri başlı başına giysiye farklılık katabilecek joker ürünlerden. Onlarla da post yaparım. Henüz çok yeni aldım hala satışta olabilir ilgilenenlere duyurulur. 

2.03.2012

MFW'den yorumlar, Versace ve sektör dedikoduları...

İtalyan modası dendiğinde akla iki tip moda anlayışı geliyor.
İlki eskiden beri kalitesi ile kabul edilen klasik çizgi. Diğeri ise İtalyan modasının gelişemeyen moda anlayışlarının getirdiği sektörde geri kalmanın verdiği sıkıntıların rolü de olabilen Ortadoğu ve Rus Pazarına yönelik koleksiyonlar, markanın kısa vadede devamlılığını garantiliyor. Hoş Versace çizgisi itibariyle ilk çıktığı günden beri bu pazara yönelme eğiliminde. Genel olarak İtalya'yı sarmalayan koskocaman markaların da pazarı bu. Bu ürüne yönelik gayet bilinçli ve pazarlama hedefli bir yaklaşım. Tabi neticede hedef basitçe para kazanmak. 
Bir ülkede geçerli bir moda sektörü olabilmesi için; trend yaratabilecek fikirlerle diğer toplumları peşinden sürükleyebilecek, talep yaratabilecek özellikte olması gerekir. İtalya’da moda sektörü uzun bir süredir mafyalaşma eğiliminde. Sektörde köşeleri kapmış büyükler yenilerin çıkmasına pek de olanak sağlamıyor. Durum böyle olunca doğal olarak sektörde bir kısır döngü oluşuyor ve dünya sıralamasında bir zamanlar ilklerdeyken arka sıralara düşmek ne yazık ki kaçınılmaz.
Kendini yenileyemeyen sektör uzun vadede yok olmaya mahkum. Her sezon NY, Londra ve Paris moda takviminde yeni yetenekleri görebilirken, Milano moda sektöründe yeniler çıkmayıp en fazla 8 marka köşeleri tutmuş durumda.
İtalyan ekonomisinin sıkıntıda olması moda sktöründe de kendini yoğun bir şekilde hissettiriyor. Devlet doğal olarak toplayamadığı vergilerin peşinde ve MFW’e yapılan harcamalarda kesintiye gitmiş.
Milano Moda Haftası takipçileri ve İtalyanların doğal tavırları nedeniyle müsamere havasında geçerken dünyadaki diğer moda haftaları ile karşılaştırıldığında -NY, Londra, Paris- yerel bir organizasyon havası hakim. İlk gittiğimiz gün büyük bir tekstil grubunun satın alımını yapan, Missoni'lerden birinin kız arkadaşı  -dedikodu oldu:)-Francesca ile izledik Versace defilesini. Ben nasıl bulduğunu sorduğumda o da aynı şekilde Rus ve Arap pazarına yönelik garip bir koleksiyon olduğu görüşündeydi. Tabi o da büyük bir pazar ama uzun vadede onlarında bu alanda gelişebileceği ve belli doygunluğa ulaşabileceği düşünüldüğünde kısa zamanlı çözümü olan bir pazar.
Defileler 2 seansta yapılıyordu. Biz ikinci seansta izledik. Tabi salon ağzına kadar satın alımcılar, dergiler, gazeteler, TV'ler ve çok küçük bir grup tanınmış simadan oluşuyordu. Burada amaç koleksiyonun modunu görebilmek ve ardından showroom'da satın alım işlemleri...
 Versace defilesi tasarımcının Milano'da ünlü Via Gesu caddesindeki evinin orta bahçesine kurulmuş devasa çadırda gerçekleşti.

Anna Dello Russo bol röportaj ve fotoğraf çektirdi. İtalyanlar kadar fotoğraf çektirmeyi seven millet görmedim:P Biz Türkler fotoğraf konularında onların yanında bir tık daha sakin kalırız:)
Koca fotoğraf makinamı taşımayıp küçük makinayla idare ederim dedim ancak flash kullanmayınca bütün detayları yutuyor küçük makina. Neticede sizler için bir fikir verebilecek kadar görüntü alabildim:)

Koleksiyonda genel olarak tasarımdan çok bolca işleme detayları ön planda...
Son birkaç sezondur sektörde ön plana çıkan ağır işçilik, işleme ve embroderi detayları, tasarımı geri plana atarak durumu kurtarıyor ancak konu tasarıma geldiğinde herşey apaçık ortada...
Ürünlerde her yönüyle kaliteli işçilik göze çarpıyor. Ülkemizde ne yazık ki zanaat yok olmaya yüz tutmuşken en çok işçilik ve malzeme kalitelerine özeniyoruz.


Modellerde incecik ve upuzun silüetler o ortamda çok daha çarpıcı...
 
Fotoğraflar Deniz Berdan

29.02.2012

Yeni Laptopumla ilk post; Milano Moda Haftasında aşkkkkk...

Eski DB Junk takipçileri bilir Haluk'la blogda birlikte fotoğrafımız pek yoktur. Bu defa bu kuralı bozdum. Çocuksuz başbaşa çok keyifli bir uzun haftasonu geçirdik ve bunu sizlerle bir fotoğraf ile paylaşmak istedim:) MFW'den detayları yorumlarımla anlatacağım post yolda...

20.02.2012

Koleksiyonda aşk var...

Bayılırım içinde gizli mesajı, hikayesi olan işlere...
Sevgili Niyazi Erdoğan'ın sadece benimle paylaştığı bir hikayeyi onun da iznini alarak sizlerle paylaşıyorum.
Moda tasarımcısı Niyazi Erdoğan kış 2012 koleksiyonunun gizli hikayesinde;
' Aşkım yalnız gecelerinde hep kız kulesi ile dertleşmiş. Ben de onu dinledim yani kız kulesinden onun hikayesini...'
 Biraz derin mevzular anlayacağınız. Uzaktan bakıldığında 70'lerin deseni gibi duran ancak yakından Kızkulesi'nin şahane detaylarını görebildiğiniz desen adeta tablo değerinde. 
Koleksiyonun geneline farklı kullanımlarla yaydığı desen; gizli hikayenin devamında gelen gizli detaylarla koleksiyona değer katıyor.
Bu koleksiyon için hazırladığımız postu görmek için tık tık...

19.02.2012

IFW Karma Şafak Tokur Kış 2012...

Yeni yeteneklerin çıkabileceği Karma defilelerinde performans beklentisi yüksektir. Yeni olan kişi burada kendini göstermek üzere sınırlarını zorlar. Beklentiyi karşılayabilen bir anda diğerlerinden sıyrılıp bir kimlik alır ve kafalarda ismiyle bir imaj oluşturur. Şafak Tokur, IFW'te Zeynep Tosun ve Niyazi Erdoğan'dan sonra Karma defileden gelen en başarılı tasarımcılardan. Çizgisinde enteresan bir şekilde Antwerb Royal Academy of Fine Arts referansları gördük. Kuzeyli tasarımcıların enteresan bir çizgisi var bizim de sevdiğimiz. Genellikle okul projeleri kostümvari olup fikir vermeye yönelik oluyor. Bitirme projelerinde ise hazır giyim referansları ile moda dünyasına atılıyorlar. Şafak güzel fikirlerle kostümvari bir koleksiyon hazırlamış. Bu koleksiyonun referansları ile hazırlayacağı hazır giyim tasarımlarını görmek ve edinmek isterdik. 
  Ceketin farklı şekillerde manipüle edilmesi, basit modeller ile oynanması, deneysellikten yana olması bir sonraki şova ne yapacağı konusunda 'Bu kadar deneysel olacak mı?' diye düşündürüyor. Bu koleksiyonu gördükten sonra geçen sezon ne yaptığına bakmak istedik. Geçen sezon koleksiyonu özellikle erkekler için pantolon etekler gibi detaylarla Commes des Garçons etkisinde kalmış. 
 Modayı mizahi yönünden almış. Sağdaki look bizde etek hayalet izlenimini verdi. 
Espiri anlayışını sevdik.
 

 Soldaki pelerin Comme des Garçon'un elbiselerini anımsatsa da güzel duruyor. 
Ayakkabıların çift taban oluşu gerçekten başarılı görünüyor.
 Yakaların ve hatta ceketlerin tamamının başka yerde kullanım fikrini bol bol uygulaması koleksiyonu hem bir bütün yapmış, hem de gerçekten doğru yere basarak onu geliştirmesi doğru bir yaklaşım olmuş.
 Central Saint Martins'in foundation bölümünde de yapılan çalışmalardan bir tanesi ceketin kullanım amacını değiştirmektir. Şafak'ın yakaları cep olarak düşünmesi zekice bir yaklaşım. 

 İki tabanlı olması güzel bir absürdlük katmış. 


 Genel olarak baktığımızda yoğun bir Commes des Garçons etkisi gözlemlensede Şafak Tokur'un zekice yorumları geleceğe dair eğer daha çok kendi fikirlerini görebilirsek çok iyi yerlere gelebileceği sinyallerini veriyor.
Bütünlüğü olan koleksiyon görmek ne güzel...
 Fotoğraflar Deniz Berdan