DB JUNK'ta kullanılan fotoğraflar ve içerik izinsiz yayınlanamaz...

8.03.2012

Bir tekstil imparatorluğu Armani...

İtalyan modası dendiğinde aslında ilk akla gelen şahane işçiliğiyle kendini dünyaya kabul ettirmiş, jilet gibi klasik İtalyan şıklığıdır. Bu firmaların en başında da kalitesini tüm dünyaya kabul ettirmiş olan Armani gelir. Yıllardır istikrarlı çizgisini hiç değiştirmeyen Armani hiç şüphesiz moda tasarım konularının dışında tüm dünyaya yayılmış belli kalite standardı sunabilen bir tekstil imparatorluğu...  
Emporio Armani'nin Milano şovu için İstanbul'da Doğuş tekstil grubu Reklam ve Pazarlama Müdürü Gül Altan ile konuşup davetiyeler için Otel bilgilerini vermiştim. Otele geldiğimizde davetiyeler diğer takip edeceğim şovlarla birlikte otele gelmişti bile.

Sabah erken saatlerde başlayan şov Armani'nin binalarından birinde yapıldı. Şovun başlamasından 2 saat önce kapıda basın gelen davetlileri çekmek üzere bekliyor. 

Bir grup davetli tamamen rahat kıyafetlerle şovları iş rutininde takip ederken, diğer bir grup şov amaçlı fotoğraf çekimine uygun kriterlerde uzun uzun fotoğraf çektirmeyi hedefliyor. Gün içinde bir iki şov izliyorsanız tamam işin keyfini çıkarmalı ama 4, 5 şov takip ederim diyorsanızda rahat kıyafet özellikle düz ayakkabı -postal:)- gibisi yok!..
Biraz erken gelip rahatça oturduk. Tabi her davetiyenin numarası var ve doğal olarak şovlar çok kalabalık bile olsa yer problemi yaşamıyorsunuz...
Tekstil imparatorluğunun patronu Armani başlı başına bir yıldız. Kendi evi Milano'da adeta bir aile...
Modellerin arkadaşlık havasında çiftli, üçlü, dörtlü çıkışlarını sevdim.
Küçük makinamla mümkün olabildiğince sizler için fotoğraflardım. Emporio Armani şovlarının bir iyi tarafıda podyumda gördüğünüz hemen herşeyi daha sonra mağazalarında bulabiliyorsunuz. Daha çok şova yönelik olmayıp ticari yaklaşımda hazırlanılmış günlük hayatınızda rahatlıkla kullanabileceğiniz giysiler podyumda...
Fotoğraflar Deniz Berdan

5.03.2012

Milano'da Zeynep Erdoğan'ın koleksiyonundan mini çekim...

MFW dönemi sevgili Zeynep Erdoğan'da Milano'daydı. İlk geldiğim gün hemen onunla Cova'da bir kahve içmek üzere buluştuk. Çok keyifli buluşmamızda önümüzdeki günlerde güç birliği yaparak neler geliştirebileceğimiz de gündemimizdeydi. Zeynep Dolce Gabbana'nın yeni tasarımcıları desteklediği multi-brand mağazası Spiga2 için gelmişti. Zeynep, Spiga2'de ürünleri satılan Arzu Kaprol ile birlikte 2 Türk tasarımcıdan biri. Bu arada zaman bulabilirsek yanında getirdiği gelecek Kış sezonu koleksiyonu ile çekim yapalım dedik. Ancak 3 günlük seyahatimiz yoğun geçtiği için ancak bir elbiseyi çekebildim. Şansımıza Milano'da şahane bir bahar havası vardı ve hiç üşümeden otelin sokağında ortalık kalabalık olmadan sabah saatlerinde sizler için bu elbiseyi çekebildim. Tabi Haluk'u da ikna etmek gerekti. Kahvaltı öncesi bir ölçek Zeynep Erdoğan:)
Bu arada yukarıdaki surat ifadem otelden çıkabilecek biri bizi görmeden çekimi yapalımla ilgili:P Gülümseyerek fotoğraf vermeye çalışırken dişlerimin arasından da 'Hadi çaktırmadan çekelim hemen' diyorum:). Otelin tam karşısında demir parmaklıkların önü ışık alan bir alan olduğu için aşağıdaki gölge sayılabilecek karelerden daha canlı renkte çıkabildi. Elbisenin orjinal rengi üstteki fotoğraftaki gibi...
 Zeynep Erdoğan koleksiyonu Spiga2 de...
Spiga2'de dünyadan pekçok yeni tasarımcının ürünlerini görebilmek mümkün...
 Zeynep Erdoğan tasarımlarının hemen yanında Arzu Kaprol standı yer alıyor.
 Milano'da çekemediklerimizi eve döndüğümüzde Beg modelliğinde sizler için çektik...
 Tabi Beg'in bedeni giysiler için bir beden ince ancak koleksiyona farklı bir mod verebiliyor.
Fotoğraflar Deniz Berdan

3.03.2012

Bir ne giydim postu daha bu defa gelecek Kış sezonundan...

Bu defa sevgilimin ne giydiğini de koydum:)
 Elbise ve ceket DB Kış 2012-13 Koleksiyonumuzdan:) 
Pek çoğumuz tıpkı çocuklarımız gibi eşimizin erkek arkadaşımızın giysilerini seçeriz. Bende Haluk'un gelmesine bile gerek kalmadan tam bedenini ve zevkini bilir onu alışveriş derdinden kurtarırım. Eve gelince kol paça provasını yapar ölçüsünü alır terziye gönderirim. Bana keyif ona sıkıntı olabiliyor bir noktadan sonra. Haluk'un üzerindeki ceket Harvey Nichols'dan Alexander Mcqueen, gömlek Hugo Boss, postallar Prada. Bu arada gerçekten de Harvey'de öyle bir indirim vardı ki abartmıyorum neredeyse kasada Topshop fiyatına çıkabiliyorsunuz.
Topshop pantolonun kumaşı nefis gerçekten, baylar kaçırmasın derim, Kızlarda erkek arkadaşlarına, kocalarına babalarına...
Şahane ceketiyle yakışıklıydı sevgilim:) Bir de sigarayı bırakabilse!..
Bu seyahati biz aslında Beg ile planlamıştık. Hedef NY, Londra, Paris defilelerini izlemek gelecek yıl kendi şovumuz için de farklı tecrübeler edinmekti. -Bu arada bu bilgiyi daha sonra paylaşacağım, şimdilik yurtdışı pazarı için hazırlanıyoruz diyebilirim:)- Ancak Honeyciğimin çok önce alışveriş yaptığımız marketimiz Macro'dan Money Card ile alışveriş yaparken doldurduğu çekiliş formuna iki ay önce siz 6. yedektesiniz telefonu geldiğinde, 'ohooo bize sıra gelene kadar' demiştik. Biz yine Beg'le otel uçak vs rezervasyonlarımızı yapmıştık. Hem o seyahat Paris içindi. Fransızlarla Türkiye ilişkileri krize girince program değişmiş ve Milano'ya dönmüş. Üstelikde 6. yedek bize kadar gelmiş sıra:) Bana hayatta amorti bile çıkmaz ama Haluk sağolsun. Money Card gerçekten de en iyi otelde yer yapmış ve Business uçuruyor filan, tabi anında Beg'i sattık:) Yok ama üzülmedi çünkü biz de uzun süredir çocuksuz başbaşa tatil yapamıyorduk. Nereye gitsek çocuklarla filan, arada başbaşa şahane oluyor onu hatırladık Money Card sayesinde:)

MFW ne giydim...

Bir süredir ne giydim postları yapamıyordum. Bunun başlıca sebebi çekebilecek birini bulamayışım, tabi atölye işlerinden vakit bulamamak da var ama en çok da doğrusu kendimi çekmeye üşeniyor olmamdı:P Sizden gelen istek ve hatırlatmaların motivasyonuyla çektim birşeyler:)
MFW seyahati ilk günü otele gelip yolculuk giysilerinden kurtulup hafiften havaya girelim dedik. Üzerimdeki ceket Kış 2011 koleksiyonumuzdan çok sevdiğim bir parça. Bu ceketlerin astragan baskılı ve antrasit renkte tüylü dokuda olanlarını limitli sayıda üretmiştik. Bu sezon Harvey Nichols'da satıldılar. İki alternatifte modeli dışında çok özellikli  kumaşlardan üretilmişlerdi ve ne yazık ki devamları yoktu. Onlar kadar gösterişli olmasada bu ceket modelinin bele oturup, hafiften elbise havasında olmasını çok seviyorum. Hermes çantayı koluma takmayı veya elimde taşımayı hiç sevmiyorum. Geçmişte Haluk'un hediyesi olması nedeniyle severek kullandığım çanta seyahatte içine çok şey alması ile -ancak bu şekilde taşıma şartıyla kullanışlı olabiliyor- çok işime yarıyor. Yoksa elde koca valiz havasında dolaşmak hiç de pratik değil.
Sezon trendlerden sevdiğim transparan etkisini kullanabilmek adına ceketlerin veya mini elbiselerin içine giydiğim Fransız dantelinden elbise isteğe bağlı body ve taytla da iyi bir alternatif olabiliyor. Deri görünümlü taytlardan hemen heryerde bulabilmeniz mümkün. Ben daha çok yüksek belli olanlarını tercih ediyorum.
Ayna/metal parçalarının birleşiminden oluşmuş gibi duran kolye Topshop. Son gittiğimde Topshop'tan 3 harika kolye aldım. Her biri başlı başına giysiye farklılık katabilecek joker ürünlerden. Onlarla da post yaparım. Henüz çok yeni aldım hala satışta olabilir ilgilenenlere duyurulur. 

2.03.2012

MFW'den yorumlar, Versace ve sektör dedikoduları...

İtalyan modası dendiğinde akla iki tip moda anlayışı geliyor.
İlki eskiden beri kalitesi ile kabul edilen klasik çizgi. Diğeri ise İtalyan modasının gelişemeyen moda anlayışlarının getirdiği sektörde geri kalmanın verdiği sıkıntıların rolü de olabilen Ortadoğu ve Rus Pazarına yönelik koleksiyonlar, markanın kısa vadede devamlılığını garantiliyor. Hoş Versace çizgisi itibariyle ilk çıktığı günden beri bu pazara yönelme eğiliminde. Genel olarak İtalya'yı sarmalayan koskocaman markaların da pazarı bu. Bu ürüne yönelik gayet bilinçli ve pazarlama hedefli bir yaklaşım. Tabi neticede hedef basitçe para kazanmak. 
Bir ülkede geçerli bir moda sektörü olabilmesi için; trend yaratabilecek fikirlerle diğer toplumları peşinden sürükleyebilecek, talep yaratabilecek özellikte olması gerekir. İtalya’da moda sektörü uzun bir süredir mafyalaşma eğiliminde. Sektörde köşeleri kapmış büyükler yenilerin çıkmasına pek de olanak sağlamıyor. Durum böyle olunca doğal olarak sektörde bir kısır döngü oluşuyor ve dünya sıralamasında bir zamanlar ilklerdeyken arka sıralara düşmek ne yazık ki kaçınılmaz.
Kendini yenileyemeyen sektör uzun vadede yok olmaya mahkum. Her sezon NY, Londra ve Paris moda takviminde yeni yetenekleri görebilirken, Milano moda sektöründe yeniler çıkmayıp en fazla 8 marka köşeleri tutmuş durumda.
İtalyan ekonomisinin sıkıntıda olması moda sktöründe de kendini yoğun bir şekilde hissettiriyor. Devlet doğal olarak toplayamadığı vergilerin peşinde ve MFW’e yapılan harcamalarda kesintiye gitmiş.
Milano Moda Haftası takipçileri ve İtalyanların doğal tavırları nedeniyle müsamere havasında geçerken dünyadaki diğer moda haftaları ile karşılaştırıldığında -NY, Londra, Paris- yerel bir organizasyon havası hakim. İlk gittiğimiz gün büyük bir tekstil grubunun satın alımını yapan, Missoni'lerden birinin kız arkadaşı  -dedikodu oldu:)-Francesca ile izledik Versace defilesini. Ben nasıl bulduğunu sorduğumda o da aynı şekilde Rus ve Arap pazarına yönelik garip bir koleksiyon olduğu görüşündeydi. Tabi o da büyük bir pazar ama uzun vadede onlarında bu alanda gelişebileceği ve belli doygunluğa ulaşabileceği düşünüldüğünde kısa zamanlı çözümü olan bir pazar.
Defileler 2 seansta yapılıyordu. Biz ikinci seansta izledik. Tabi salon ağzına kadar satın alımcılar, dergiler, gazeteler, TV'ler ve çok küçük bir grup tanınmış simadan oluşuyordu. Burada amaç koleksiyonun modunu görebilmek ve ardından showroom'da satın alım işlemleri...
 Versace defilesi tasarımcının Milano'da ünlü Via Gesu caddesindeki evinin orta bahçesine kurulmuş devasa çadırda gerçekleşti.

Anna Dello Russo bol röportaj ve fotoğraf çektirdi. İtalyanlar kadar fotoğraf çektirmeyi seven millet görmedim:P Biz Türkler fotoğraf konularında onların yanında bir tık daha sakin kalırız:)
Koca fotoğraf makinamı taşımayıp küçük makinayla idare ederim dedim ancak flash kullanmayınca bütün detayları yutuyor küçük makina. Neticede sizler için bir fikir verebilecek kadar görüntü alabildim:)

Koleksiyonda genel olarak tasarımdan çok bolca işleme detayları ön planda...
Son birkaç sezondur sektörde ön plana çıkan ağır işçilik, işleme ve embroderi detayları, tasarımı geri plana atarak durumu kurtarıyor ancak konu tasarıma geldiğinde herşey apaçık ortada...
Ürünlerde her yönüyle kaliteli işçilik göze çarpıyor. Ülkemizde ne yazık ki zanaat yok olmaya yüz tutmuşken en çok işçilik ve malzeme kalitelerine özeniyoruz.


Modellerde incecik ve upuzun silüetler o ortamda çok daha çarpıcı...
 
Fotoğraflar Deniz Berdan