DB JUNK'ta kullanılan fotoğraflar ve içerik izinsiz yayınlanamaz...

Hakan Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hakan Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.03.2012

Hakaan Kış 2012 Koleksiyonundan...

Sevgili Hakan Yıldırım'ın Mert Alaş ile oluşturduğu markası Hakaan Kış 2012 koleksiyonundan en beğendiğim parçalarından bir post hazırlamak istedim. Koleksiyon 80'lerin güzel bir yorumu. 
İlk fotoğraftaki elbisenin bel detayı çok yabancı gibi görünmesede Hakan'ın yorumu bambaşka bir ifade vermiş. Kumaş özellikleri bakımından Hakan genel olarak hep sade kumaşlar kullanırken daha çok modeli vurguluyor. Kullandığı kumaş özelliğini metalik etkisi verirken aslında mat olmasını sevdim. 
Bizim de daha kalın kumaş merakımız olmasından hatta çeşitli tela ve dikiş yöntemleri ile kumaş dokusunu kalınlaştırmaya çalıştığımız gibi Hakaan'ın kullandığı malzemelerin kalınlaştırılmış olmasını çok seviyorum. 

Üst üste kumaşlar ve telalarla kalınlaştırılmış kumaş ile heykel gibi vücudu sararken, kullanıcının avantajı olabilecek gibi vücudu çok daha güzel gösterebiliyor.
Aşağıdaki elbisenin bel detayındaki dilimli volümler şahane duruyor. Bu tarz bir çalışmayı geçen sezon David Koma'nın koleksiyonunun eteklerinde görmüştük ama şahsen Hakaan'ın belde kullanımını çok daha fazla sevdim. Hakan detay konularında gerçek bir usta. Tasarımda desen hilesine başvurmadan sade kumaşlarla harikalar yaratabiliyor. -Tamam bizde desen çok seviyoruz ama CSM Fashion Prints and design mezunu Mary Katrantzou'nun desenleri gibi şahane bir desen olunca tasarımın modeli ikinci planda kalıyor- 
Bir önceki sezona göre şovdaki her bir parça ticari bir yaklaşımla hazırlanmış.
Hakaan markası için tüm dünyadan bol siparişli, satışlı bir sezon olması dileklerimle...

25.01.2012

Kendi sezon eğilimlerini oluşturabilen bir Hakaan...

Hakan Yıldırım'ın markası Hakaan için hazırladığı Yaz 2012 Koleksiyonunu ilk gördüğümüzde, Andam'ı kazandığı ilk Londra defilesindeki heyecana yakın bir heyecan yaşadık. Genel sezon eğilimlerinin dışında kendi yalın ve keskin çizgisiyle kendi sezon eğilimlerini yaratan bir koleksiyon olmuş.
Koleksiyon futuristik gibi görünsede aslında zekice kullanılmış detaylarla, kumaş seçimleriyle, transparanların hakimiyetiyle kendisini daha iyi bir yere taşıyabilmiş. 
Hakan Yıldırım doğuştan moda tasarım konularına kabiliyeti olmasına rağmen yıllarca hakettiği noktaya gelememişken Londra'da ilk yaptığı Runway ile muhteşem bir çıkış yaptı. Hakan Yıldırım dışında dünyaca ünlü moda tasarımcılarımız olsada Hakan eğitimi, gelişimi, sektörel başarısı vs. tüm aşamaları ile yüzde yüz Türkiye'den çıkmış dünyaca ünlü tek Türk moda tasarımcımız. Onun başarısı diğer yurt dışında okuyamayan yetenekli moda tasarımcılarına örnek olabilecek ve motive edebilecek bir başarı.
Kadın giyim alanında dünyaca ünlü adını sayabileceğimiz efsane moda tasarımcımız Rıfat Özbek ve sonraki jenerasyonlardan Hüseyin Çağlayan, Bora Aksu, Erdem Moralıoğlu Central Saint Martins'den...
Önceki koleksiyonlarında gelen pencereler devam ederken Hakaan dokuşunu hissedebilmek mümkün.

Sezon eğilimlerinden embroderiye Hakan yorumu, sağda...

Şov kısmının ağır bastığı koleksiyonun en beğendiğim parçaların biri olan bu elbiseyi; geometrik desenli opak çorap ile; tercihen ten ve siyah renkte kabile etkisinde desenlerle bir çorap ve yine aynı etkide bir body ile giyebilirdim:)
Moda inanılmaz çabuk tüketilen bir sektör. Yaz bile gelmemişken Kış 2012 koleksiyonları çıkmak üzere. Şubat ayında ve Mart başında kış koleksiyonlarını görmeye başlayacağız.
Hakaan Kış 2012 koleksiyonunu merakla bekliyoruz.
Hakan Yıldırım

1.10.2010

Hakaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan.................

Çoğu zaman yeteneğin yanında iyi bir pazarlama planı, bütçe, şans, tesadüf, zamanlama vs gibi pekçok detayın aynı anda gerçekleşmesi gerekiyor bir noktaya gelebilmek için.
Öyle yetenekler varki farkedilemeden kaybolup giden. Bundan birkaç yıl öncesine kadar hep düşünürdüm; Hakan Yıldırım gibi bir yeteneğin aslında dünya platformunda yapılan moda haftalarında neler yapabileceğini ve orada olamamasının ne büyük kayıp olduğunu...
Şimdi ne mutlu ki çoktan hakettiği yerde ve sağlam adımlarla ilerliyor.
 İlk günden beri blogumu takip edenler bilir, asla takım tutar gibi bir ismi, markayı veya eşi, dostu durduk yerde övmem ona olmadık payeler vermeye çalışmam. Hakan Yıldırım hiçbir yabancının onaylamasına gerek olmayacak ölçüde başarılı bir isim. Off’da veya on’da defile yapması, kimin izleyip kimin izlemediği onun yeteneğini azaltıp eksiltecek bir durum değil aslında. 
Bu da nereden çıktı diyebilirsiniz ama nedeni şudur arkadaşlar beni çok rahatsız eden bir konu varki belki bunu çoğunuz düşünüyorsunuzdur; Bizde bir insanın çoğunlukla başarılı sayılması için illa yabancı birinin desteklemesi bu iyidir demesi gerekiyor nedense!..
Bu kompleksimiz ne zaman biter merak ediyorum doğrusu...
Biliyorum biraz uzattım ama arada dertleşiyoruz ne yapalım :)
Tamam asıl konumuza gelelim Hakaan’ın catsuitlerini ve geçen yılın devamı niteliğindeki yanları volümlü elbiselerini sevdim:)
Geçen yılın devamı niteliğinde olması kesinlikle doğru bir yaklaşım.
 İşin kritik kontrol noktası ise devamlılığın dozunda ve yeni fikirler ilavesiyle olması. Bu da tasarımcının çizgisini vurgulayabilen ve devamlılığı sağlayan önemli bir detay...



 Rıfat Özbek'in artık tasarım yapmadığını düşünürsek şu an dünya platformunda olan 4 Türk moda tasarımcısından biri Hakaan'dır ve bir Türk olarak hepimiz Hakaan ile gurur duymalıyız...

19.09.2010

FNO izlenimlerim...

Nefis bir hava, her butikte kokteyller, ikramlar, gülen yüzler, müzik, mini hediyelerle arkadaşlarımla geldiğim FNO’ın keyfini çıkardık:)  
Nişantaşı, İstinyepark ve Bağdat Caddesi ile İstanbul’un üç bir yanındaki FNO etkinleri beklediğimden çok daha kalabalıktı. Aslında halkın moda alışveriş aktivitesiyle buluşması olan FNO’a şaşırtıcı ve sevindirici ölçüde ilgi yoğundu...

Benim ilk durağım efsane ayakkabı tasarımcısı Guiseppe Zanotti ev sahipliğinde Zanotti butik oldu. Hala yapım aşamasında delik deşik sokaklara rağmen Zanotti mağazası için kurulmuş kırmızı halı ve platformdan geçerek mağazaya girdik. Biliyorum çok geleneksel ama çok kasıntı geliyor bana sevemiyorum şu kırmızı halı olayını. Guiseppe Zanotti gerçekten de İtalyanların sempatik sıcakkanlılığına sahip. Sohbet esnasında Guiseppe’nin hemen arkasında daha önce sezonun en güzel ayakkabıları listesinde DB Junk’a yazdığım platformlu leopar print ayakkabı beni hemen çarptı. O an sanki kan şekerim düştü:) İyi hissetmenin tek yolunun ona sahip olmaktan geçtiğini hissederek kendimi ‘Bu bootiesleri alsam benim için imzalar mısınız?’ derken buldum:) 


Ayakkabı alındı tabanı ve kutusu ayakkabı grafiği ile birlikte Guissepe tarafından imzalandı. İçimiz rahat oradan ayrılıp Louis Vuitton’a girdik. Her zamanki dekoru ile karşılaşıp geceye özel bir ambians göremeyip birkaç dakika içinde LV’dan ayrıldık. Aslında Japonya’nın Andy Warhol’u Takashi Murakami ile çalışmalarında olduğu gibi birkaç gün için heykellerinden birini sergileyebilmelerini veya yurt dışında olduğu gibi en azından vitrinde farklı bir enstelasyon yapabilmelerini beklerdim doğrusu. 

Ayşe Kucuroğlu ev sahipliğinde Cities alışveriş merkezindeki  Banana Republic’e uğradık. Ayşenin nefis ikramları ve ev sahipliği ortama sıcaklık katsa da Banana Republic’in o gün için bile değişmeyen kurumsal müzikleri ambiansı etkilemişti doğrusu.


Geçen yıl ölen Efsane tasarımcı Alexander Mcqueen'ın baston şemsiyesi düşünülecekler listeme aldıklarımdan... Sevgili Batya Kebudi Blender'da aksesuar koleksiyonunu tanıtıyordu...

Blender'da dikkatimi çeken iki detay Linda Farrow gözlük ve Minox fotoğraf makinası...



Aslında FNO’a en büyük destek günlerdir yaptıkları duyurularıyla bloggerlardan geldi. Bilstore’da Fashion by Siu ve Styleboom takipçileri ile buluşurken Gap’te Koray Caner, Alışveriş Cini, Serapla Moda, Zet Fashion, Ayşegül in NY, Kanka nerdeyim ben, Modenise, Moda Sanattır, Moda tutkusu takipçileri ile buluşup bloglarında yaptıkları çekilişlerle kazananların hediyelerini verdiler.
Girişinde dj olması, Erdem, Erin Fetherson, Hussein Chalayan, Zac Posen gibi tasarımcıların V2K Designers’ın 10. yılı için tasarladıkları eşarpların ilk defa FNO’da satışa çıkması ve party ambiansı ile V2K designers Nişantaşı FNO aktivitelerinin en iyilerinden biriydi...





V2K designer’da Nicholas Kirkwood’un Rodarte için tasarladığı bende tatoo izlenimi veren kafesli booties’i ve yukarıda hayranı olduğum Beth ditto t-shirt düşünülecekler listeme yazıldı:)


Emel Kurhan’ın Djlik yaptığı, tasarımcısı olduğu Yazbukey ürünleriyle süslenmiş ve bana göre FNO’ın ruhuna uygun, beklentileri fazlasıyla karşılayan Midnightexpress’in ambiansı görülmeye değerdi.


Bende de iki rengi bulunan hediye paketi şeklinde Yazbukey çantaları tavandan bir salkım şeklinde asmaları, vitrinin o gün için özel olarak düzenlenmesi ortama son derece sıcak ve samimi bir hava katmıştı.

Neticede yeni fikir önemli, fark yaratabilmek için kocaman bütçeler gerekmiyor.
Seviyorum Emel'i :) Sağdaki Cupcake iğnede gözüm kaldı ve listeye alındı:)



Nişantaşını turladığımız ekip:)

Cupcakelere bayıldığımı bilen Metin Gürsoy’un bir gün önce fotoğrafını gönderdiği nefis Hermes’li Cupcakeleri görmek üzere Midnightexpress’den çıkıyorduk ki oradaki aktivitenin bittiğini öğrendik.
Aktivite saatleri birbirine yakın olduğu için sadece bir bölümünü izleyebildik.
 Genel olarak Mağazalarda ev sahibi konumunda daha çok tasarımcı beklentim oldu. Çoğunlukla mağazaların FNO aktivitesini çok ciddiye almadıklarını düşünsemde halkın ilgisi gelecek yıl enstelasyonlu mağaza vitrinleri ve dünyaca ünlü tasarımcıların ev sahipliğinde aktivitelerle perakendeciyi bu konuda daha çok harekete geçirebilecektir.
  FNO’da gelmiş geçmiş dünyadaki 5 moda kahramanımız Hüseyin Çağlayan, Erdem, Bora Aksu, efsane Rıfat Özbek ve Hakan Yıldırım’ı görmeyi isterdim doğrusu... 

Dünyada tasarımcılar birer yıldız. Örneğin İngiltere’de bir Vivenne Westwood’un katılımı geceye farklı bir ambians katabiliyor. Tabii bizde de özellikle genç tasarımcılar kısıtlı bir ilgi ile çoğunlukla Bilstore ve Blender’da sevenleri ile buluştular ancak halkın büyük bölümü onları tanımadıkları için doğal olarak işin heyecanını çok fazla yaşayamadılar...



Yoğun trafik söylentilerine rağmen İstinye Park'ı da görebilmek için Eda ile sahilden giderek trafiği atlattık. İstinyepark’ı görünce FNO’ın büyük bölümünü Nişantaşında geçirdiğimiz için sevindik doğrusu. İstinyepark’da lüks mağazaların olduğu açık alanına girdiğimizde tuhaf bir ortamla karşılaştık. Gazino havasında, ortada sahne, Tarkan’dan şıkıdım çalıyor, masada oturanlar ekranı seyrediyor. Bence o kocaman sahne çok anlamsız kalmış, hiç olmamış ve kaçınılmaz olarak gazino havası yaratmış. Onun yerine tasarımcıların ve sanatçıların fikir verebilen enstelasyonları ve sokak sanatçıları olabilirdi.
Tabii şimdi bu gecede ne kadarlık bir satış yapıldığı merak konusu ancak FNO’da çok fazla alışveriş ruhu görmesemde bunu bir gece için değerlendirmenin yeterli olmadığını düşünüyorum. Eminim FNO’a gelip, görüp beğendiği bir parçayı o gün almasada birkaç gün içinde alabilecekler vardır. Beğenip üzerinde düşünüp tıpkı benim Blender’da gördügüm tamamı cam Linda Farrow çerçevesiz gözlükleri not ettiğim gibi:)
FNO etkinliğini Sabah Gazetesi Pazar ilavesi için de takip etmiştim göz atmak isterseniz buradan